01 Eylül 2026

5. Dönem Aday Din Görevlileri Eğitimi Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan’ın Verdiği İlk Dersle Başladı

Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, Kırıkkale Dini İhtisas Merkezi Müdürlüğü tarafından düzenlenen 5. Dönem Aday Din Görevlileri Eğitimi Açılış Programı’na katıldı. Programa, Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim, Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, Genel Sekreterimiz Doç. Dr. Şevket Evci ile Kırıkkale Dini İhtisas Merkezi Müdürü Burhan Tufan, il protokolü, hayırseverler ve kursiyerler katıldı.


İstiklal Marşı’nın okunması ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program Diyanet Akademisi tanıtım filmi gösterimi ile devam etti.

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Kırıkkale Dini İhtisas Merkezi Müdürü Burhan Tufan, merkezin hizmete kazandırılmasında emeği ve katkısı bulunan herkese teşekkür etti. Tufan, başta Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim olmak üzere hayırseverlere, kurum ve kuruluşlara ve merkezin kuruluş sürecinde destek veren tüm kişi ve kurumlara şükranlarını sundu.

Açılış konuşmasının ardından, Diyanet Akademisi Başkanı Doç. Dr. Enver Osman Kaan’ın programa ve katılımcılara yönelik mesajlarını içeren konuşması katılımcılara izletildi.
Kursiyerlere hitap eden konuşmasında dinî bilginin geliştirilmesi, çağın meselelerine İslam’ın temel kaynakları doğrultusunda çözüm üretilmesi ve insan odaklı bir anlayışın benimsenmesi gerektiğine dikkat çeken Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim, ‘’Dini İhtisas Merkezleri ve Diyanet Akademisi başta olmak üzere, dinî bilginin gelişimi konusunda son 25 yılda ülkemizde önemli adımlar atıldığını düşünüyorum. İlahiyat Fakülteleri, İslami Bilimler Fakülteleri ve Diyanet Akademisi ile dinî bilginin geliştirilmesi, araştırılması, zenginleştirilmesi ve öğrencilerimizin nitelik kazanması anlamında Cumhuriyet döneminin en büyük atılımlarından birinin gerçekleştirildiğine inanıyorum. Bu bilgi birikiminin; yetişen öğrenciler, akademisyenler, imam hatipler, müezzin kayyımlar ve Kur’an kursu öğreticilerimiz aracılığıyla topluma aktarılması hedefleniyor. Ancak bu süreçte dinî bilgiyi yenilemediğimiz, zamanın meselelerine İslam’ın içinden, Kur’an’ın rehberliğinden ve Hazreti Peygamber’in sahih sünnetinden çözümler üretmediğimiz zamanlarda hepimizin zorluklar yaşadığını, umutsuzluğa düştüğünü ve aklımızın, kalbimizin karıştığı dönemler olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla dinî bilgiyi hayatımızın tam ortasına, kalbimizin üzerine koyarak; aklımızla değerlendirip akıl ile gönül arasında sağlam bir bağ kurarak içinde bulunduğumuz zamana söyleyecek sözümüz olması gerektiğine inanıyorum. Binaları, camileri, eğitim merkezlerini elbette yapabiliriz. Devletimizin ve milletimizin imkânlarıyla bunları gerçekleştirme konusunda herhangi bir sorunumuz olduğunu düşünmüyorum. Ancak asıl önemli olan, bu mekânlarda ortaya konulan ilmin; sevginin, saygının, merhametin, iyiliğin ve güzel ahlakın topluma taşınmasıdır. Bunun eserleri sizler olacaksınız. Bu nedenle buradan aldığınız eğitimin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Benim ve Rektör Hocamızın burada bulunmasının temel amacı da sizlerden bu eğitim sürecini en iyi şekilde değerlendirmenizi istemektir. Araştırmadan, okumadan, ödevden, dersten ve zamandan kendinizi esirgemeyin. İnsan emeğini esirgiyorsa, hangi mesleği yaparsa yapsın başarılı olamaz. İmam hatip de olsa, kaymakam da olsa, vali de olsa; insan kendi emeğini işinden ve görevinden esirgiyorsa hiçbir şey yapamaz. Kur’an-ı Kerim’de, ‘İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.’ buyruluyor. Bizim de çalışmalarımızı gerçekten ibadet şuuru içerisinde, sonsuz bir sevgiyle, yorulmadan ve usanmadan gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için önce kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Önce yeniyi tanıyacağız; ancak bunu kendi değerlerimizden kopmadan, Kur’an’ın ve Hazreti Peygamber’in sahih sünnetinin rehberliğinde değerlendireceğiz. Ardından da topluma örnek olacağız. Ancak benim için asıl mesele insandır. Bir insanı kazanabiliyorsak, bir insanın gelişimine katkı sunabiliyorsak, bir insana yardımcı olabiliyorsak; bir kadına, bir erkeğe saygıyı, sevgiyi ve hürmeti gösterebiliyorsak bundan daha büyük bir iyilik ve güzellik olduğunu düşünmüyorum. Daha güzel günlerde, Anadolu’nun farklı yerlerinde insanların elinden tuttuğunuz, bugün giydiğiniz beyaz gömlekler gibi tertemiz niyetlerinizi insanlara anlattığınız ve öğrettiğiniz güzel zamanlarda yeniden buluşmayı diliyorum. Anadolu çok geniştir. İlla ki birinizle, bir diğerinizle yeniden karşılaşırız. Allah yolunuzu ve aklınızı açık etsin. Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.” şeklinde konuştu.
Programda ilk dersi gerçekleştiren Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, konuşmasında din görevlilerinin yalnızca mesleki bilgiyle donanmış kişiler olarak değil; bilgisi, davranışı, iletişim becerisi, hedefleri ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle örnek şahsiyetler olarak yetişmelerinin önemine dikkat çekti. Konuşmasının merkezine “Ben kimim?” sorusunu alarak insanın öncelikle kendi kimliğini, sorumluluklarını ve hayattaki rolünü sorgulaması gerektiğini vurgulayan Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, “Değerli kursiyerler, buradaki eğitim sürecinin yalnızca mesleki bilgi kazanacağınız bir dönem olarak görülmemesi gerektiğine inanıyorum. Elbette Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun ve güzel okumayı, mesleki bilgileri ve dinî hizmetlerin gereklerini öğreneceksiniz. Ancak bütün bunların ötesinde, öğrendiğiniz bilgiyi hayatınıza nasıl aktaracağınız ve toplumla nasıl buluşturacağınız çok daha önemli. Ben bugün size dinî bir ders vermek için burada değilim. Ben bir makine mühendisiyim, makine profesörüyüm. Size kendi mesleğimden ve 2008 yılından bu yana edindiğim yöneticilik tecrübelerimden hareketle bazı düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Öncelikle kendimize şu soruyu sormalıyız: Ben kimim? Çoğu zaman başkalarının kim olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini sorguluyoruz. Fakat dönüp kendimize aynı soruyu yeterince sormuyoruz. İnsan olarak iki temel sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum. Birincisi kulluk bilincimizi geliştirmek, ikincisi ise bulunduğumuz yeri ve çevreyi imar etmek. Sadece yaşadığımız mekânları değil, insanları da imar etmek zorundayız. Bu nedenle önce insan olmanın ve insan olarak taşıdığımız sorumluluğun farkına varmalıyız. Bunların tamamından önce insanız. Mesleğimizi en iyi şekilde yaparken insanlığımızın ve kulluk bilincimizin gereklerini de yerine getirmeliyiz. Mesleğimizde başarılı olmak istiyorsak öğrendiğimiz bilgiyi sadece kendimizde tutmamalı, topluma aktarabilmeliyiz. Sizler çok geniş kitlelere hitap edeceksiniz. Cami dolusu insanın karşısına çıkacaksınız. Elbette ayetlerden, Peygamber Efendimizin hayatından ve hadislerinden bahsedeceksiniz. Ancak bütün bunları insanlara ulaştırabilmeniz, onların hayatına dokunabilmeniz gerekiyor. Bunun yanın da geçmişimizi de çok iyi bilmeliyiz. Biz sadece bugünden ibaret değiliz. Çok uzun bir medeniyet birikiminin mensuplarıyız. İslam medeniyetinin ve Türk-İslam dünyasının bilim, kültür ve düşünce alanında ortaya koyduğu büyük birikimi tanımadan geleceği doğru şekilde inşa edemeyiz. Bu nedenle geçmişle bağımızı koparmadan geleceğe bakmalıyız. Sadece kendi yaşadığımız 60-70 yıllık hayatı düşünmemeliyiz. Biz binlerce yıllık bir geçmişin ve gelecek nesillere karşı sorumluluğu bulunan bir medeniyetin parçasıyız. Sizlerden bir hayaliniz olmasını istiyorum. Sadece mezun olmayı, bir göreve atanmayı veya bir camide görev yapmayı hedef olarak görmeyin. Bunlar bir mesleğin gereğidir. Asıl önemli olan, bulunduğunuz yerde neyi değiştireceğinizdir. Kendinize ‘Ben burada ne yapabilirim, insanlara nasıl daha fazla fayda sağlayabilirim?’ diye sormalısınız.’’ dedi.

“Her Birinizin Bir Hedefi ve Projesi Olmalı”

Proje üretmenin, hedef belirlemenin, planlı hareket etmenin ve görev yapılacak bölgelere toplumsal değer katmanın önemini vurgulayan Rektörümüz Prof. Dr. Ersan Aslan, ‘’Her birinizin bir hedefi, bir projesi olmalı. Buradan ayrılırken yalnızca bir sertifikayla değil, görev yapacağınız yerde ilk altı ay içerisinde hayata geçirebileceğiniz bir projeyle ayrılmanızı istiyorum. Burada yaklaşık iki yüz arkadaşımız var. Ben iki yüz farklı proje görmek istiyorum. Projesiz insan olmaz. İster ilahiyat alanında ister başka bir alanda olun, üretmek zorundasınız. Üniversitemizde öğrencilerimizle ve akademisyenlerimizle çok sayıda proje gerçekleştiriyoruz. Sizler de kendi alanınızda proje üretmeyi, çözüm geliştirmeyi ve bulunduğunuz yere değer katmayı hedeflemelisiniz. Bir de kendinize bir ‘akıl defteri’ oluşturmanızı istiyorum. Telefonunuza not almak elbette mümkün ama bir kâğıda, kalemle yazmanın başka bir anlamı var. Beşer yıllık planlar yapın. Nerede olmak istediğinizi, neyi başarmak istediğinizi ve bunun için neler yapmanız gerektiğini ortaya koyun. Hedefimiz belli olacak, yolumuz belli olacak ve bu yolda hangi adımları atacağımızı bileceğiz. Dünyada olup bitenleri, Türkiye’nin dünyadaki yerini ve içinde bulunduğumuz şartları doğru okuyacağız. Sizler bu ülkenin geleceğinde önemli görevler üstleneceksiniz. Bu nedenle kendinizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre yetiştirin. Bilginizi artırın, iletişim becerilerinizi geliştirin, yabancı dil öğrenin, proje üretin ve yeniliklere açık olun. Buradan ayrıldığınızda yol arkadaşlarınızın olduğunu unutmayın. Bizler de sizin yol arkadaşınızız. İhtiyaç duyduğunuz her zaman yanınızda olmaya, sizlere destek vermeye hazırız. Ben sizlerden buradan yalnızca mesleki yeterlilik kazanmış insanlar olarak ayrılmanızı istemiyorum. Bilgisiyle, ahlakıyla, davranışlarıyla, iletişim becerileriyle, hedefleriyle ve topluma kattığı değerle örnek olan insanlar olarak ayrılmanızı istiyorum. Kendinize sürekli ‘Ben kimim, ne yapıyorum, nereye gidiyorum ve bulunduğum yere ne katıyorum?’ sorularını sorun. Eğer bu soruların cevaplarını hayatınız boyunca aramaya devam ederseniz hem mesleğinizi hem insanlığınızı hem de topluma karşı sorumluluğunuzu çok daha iyi bir noktaya taşıyacağınıza inanıyorum.” İfadelerini kullandı.
Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Haberler

Tüm Haberler